İnnel insane le fi husr!
Selam meyyitler, eskiler bir söz söylemiş; vakit, nakittir. Dillere pelesenk olmuş olmasına da yaşamımızın ne kadarına hükmetmiş bu söz, bir düşünelim. Nurullah Genç'in sorduğu gibi soralım kendimize, yere bir liramız düşse boşvermiyoruz, arıyoruz, buluyoruz. Kaybedilen binlerce 'bir dakikamız' için aynı arayış içine düşüyor muyuz? Hayır. Oysa vakit, nakittir (!). Bir dakikanın bir lira kadar bile değeri yokken bırakın vakit nakittir demeyi. Nakit nakittir işte. Kandırmayalım kendimizi.
Ayeti en başa yazmak gerekirdi, yazdık. Ne diyor orada Allah, 'Zamana yemin olsun'. Bizim çarçur ettiğimiz, boşluk içinde harcadığımız, bir lira kadar bile değer biçmediğimiz dakikalara yemin ediyor Allah. Devamında 'insanın hüsranda, ziyanda' olduğunu söylüyor. Evet insan ziyanda çünkü ne yaparsa yapsın geri getiremediği ve sürekli azalan bir şey var, işte o 'zaman'. Dakikalar büyüyor saat oluyor, saatler büyüyor gün oluyor, günler büyüyor ay oluyor, aylar büyüyor yıl oluyor ve topyekün kayıyor insanın elinden. Öyle ki, kaybedilen zaman yalnızca kendini götürmüyor. Zamanla beraber, mekan da gidiyor, gençlik de gidiyor, enerji de gidiyor, bilinç de gidiyor, heyecan da gidiyor ve en nihayetinde can da gidiyor.
Zamanı durduramayız meyyitler, o zaman ona yetişeceğiz. Geriye baktığımızda elimizden kaçan dakikaları değil, avucumuzda işleyip akışa kendi ellerimizle bıraktığımız dakikaları göreceğiz. Her şeye hükmeden bu temel sırra titiz bir sadekar inceliğiyle zarif bir şekilde hükmedeceğiz. Biz onun içindeki boşluğa düşmeyeceğiz, onun her boşluğunu biz dolduracağız. Zamanın nesnesi değil, öznesi olacağız.
Zor değil meyyitler, madem 'içindeyiz zamanın büsbütün' onu bütün hücrelerimize işlemeyi başaracağız!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder